ABD'den İran'a yeni ekonomik yaptırımlar ve baskılar
ABD, İran'ın finans kaynaklarını kurutmak ve bölgedeki deniz taşımacılığına yönelik saldırıları sonlandırmak amacıyla ekonomik baskılarını artırıyor. Bu adımlar, küresel enerji ve ticaret piyasalarını da etkiliyor.
Öne Çıkanlar
AIABD, İran'ın finans kaynaklarını kurutmak ve bölgedeki deniz taşımacılığına yönelik saldırıları sonlandırmak amacıyla ekonomik baskılarını artırıyor. Bu adımlar, küresel enerji ve ticaret piyasalarını da etkiliyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Besant, dün yaptığı açıklamada İran'a yönelik ikincil yaptırımların kapsamının genişletildiğini duyurdu. Besant, bu adımı "ekonomik zafer günü" olarak nitelendirirken, Washington'un Tahran'ın yaptırımları aşmasını ve gelir akışını sürdürmesini sağlayan finansal ağları hedef aldığını belirtti.
Besant, ABD'nin "İran'ın küresel finansal bağlantılarına ekonomik saldırı başlattığını" ifade ederek, hedeflerinin İran hükümetini destekleyen tüm ekonomik damarları kesmek ve Tahran'ı ekonomik olarak izole etmek olduğunu söyledi.
ABD Hazine Bakanı, yeni yaptırımların hangi ülkeleri kapsayacağı veya ne zaman yürürlüğe gireceği konusunda bilgi vermedi. Ancak İran'la iş yapan ülke ve şirketlere, bu ilişkileri sürdürmeleri halinde dolar bazlı finansal sisteme erişimlerini kaybetme riskiyle karşılaşabilecekleri yönünde net bir mesaj verdi.
Washington, İran ekonomisinin damarlarını hedef alıyor
Yeni yaptırımlar, Başkan Donald Trump yönetiminin İran üzerindeki baskıyı artırma çabalarının bir parçası olarak, Şubat ayında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarının ardından Körfez ve Kızıldeniz'de gemilere yönelik saldırıların sürmesiyle birlikte devreye alındı.
Washington, yaptırımların sıkılaştırılmasının Tahran'ı deniz taşımacılığına yönelik saldırıları durdurmaya zorlayabileceğini düşünüyor. İran ise yaptırım ve ekonomik baskı politikasının ters tepebileceği uyarısında bulunuyor.
İran, onlarca yıldır ardı ardına gelen ABD ve uluslararası yaptırımların etkisi altında ekonomisi zayıflasa da, bu yaptırımlar şimdiye kadar ülke yönetiminin tutumunda değişikliğe yol açmadı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından yaklaşık altı ay sonra, çatışmanın etkisi bölgedeki deniz taşımacılığına ve enerji piyasalarına da yayıldı. Bölgedeki seyrüseferin aksaması ve petrol akışının kısıtlanması, hem ABD hem de küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturdu.
Petrol piyasalarında ise fiyatlar, iki haftalık yükselişin ardından ABD'nin yeni yaptırımları açıklayacağı beklentisiyle yatırımcıların kâr realizasyonuna gitmesi sonucu dün geriledi.
"Hiç kimse" yaptırımların dışında değil
Washington özellikle İran'ın petrol kaçakçılığı ve yaptırımları aşmak için kullandığı ağlara odaklanıyor. Besant, ABD Hazine Bakanlığı'nın Tahran'ın gelir elde etmek için kullandığı ağlar, aracılar ve finansal kanalları haritalandırdığını söyledi.
Besant ayrıca, ABD'nin ortaklarıyla birlikte İran için "yasadışı" olarak nitelendirilen gelir kaynaklarını hedef alacağını belirtti.
ABD Hazine Bakanlığı'na göre İran hükümeti, ekonomisini desteklemek için dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı olmak üzere beş ana sektöre dayanıyor. Bu sektörlerin artık yaptırım riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Bakanlık, İran'ın finansman kaynaklarını daraltmak amacıyla yaklaşık 60 kurum, kişi ve gemiye zaten yaptırım uygulandığını açıkladı.
Besant, özellikle Tahran'la ticari ilişkileri olan ülkelere seslenerek, Çin bankalarıyla ilgili bir soruya "Hiç kimse ABD yaptırımlarının dışında değil" yanıtını verdi.
Çin, ABD'nin hesaplarında kilit rol oynuyor
Çin, son yıllarda İran'ın en büyük petrol alıcısı olması nedeniyle Washington'un yeni stratejisinde en hassas noktalardan biri olarak öne çıkıyor.
Besant daha önce Pekin'i ABD ile iş birliğine çağırmıştı. Temmuz ortasında yeniden uygulamaya konan ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukası, İran'dan Çin'e petrol akışını zaten azaltmış durumda.
Ancak Çin bankalarına yönelik yaptırımların sıkılaştırılması, ABD ile Pekin arasında yeni bir ekonomik cephe açabilir. Önümüzdeki ay ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında görüşmeler yapılması bekleniyor.
Uzmanlar, Çin'in bankalarını hedef alan yaptırımlara karşılık verebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle ABD'nin Çin'in kritik maden ihracatına getirdiği kısıtlamalar Pekin açısından hassas bir konu olarak öne çıkıyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise yaptırım ve baskı politikasını reddederek, bu yöntemlerin sorunları çözmeyeceğini ve Pekin'in çıkarlarını korumak için gerekli adımları atacağını açıkladı.
Trump'tan gümrük vergisi tehdidi
ABD'nin baskıları sadece finansal yaptırımlarla sınırlı kalmıyor. Trump, İran'la ticaret yapan ülkelerden Türkiye, Irak ve Hindistan'a da gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.
Bu tehdit, ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu tür vergilerin yasal dayanağını geçersiz kıldığı bir dönemde geldi.
Öte yandan İran, ABD'nin tehditlerini reddederek bölgedeki deniz taşımacılığına ilişkin uyarılarını artırdı. İran, gemilerden Hürmüz Boğazı'ndan geçmeden önce kendisinden izin almalarını istedi.
Ayrıca İran, kurallarını ihlal ettiğini belirttiği 45 gemilik bir liste yayımlayarak, gemiden gemiye yapılan transferlere karşılık vereceği uyarısında bulundu.
Bu gelişmeler, bölgedeki en önemli enerji ve deniz taşımacılığı koridorlarından birinde riskleri artırırken, çatışmanın deniz taşımacılığı ve petrol akışına baskısı sürüyor.
Pakistan'dan diplomatik girişim
Ekonomik baskının tırmandığı bir dönemde, Pakistan'ın Tahran'a yönelik diplomatik bir girişimi öne çıktı. İran medyası, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir'in dün İran'a giderek görüşmelerde bulunduğunu bildirdi.
Pakistan, ziyaretin "bölgedeki barış ve istikrarı güçlendirmeyi" amaçladığını açıklarken, bir Pakistanlı kaynak Munir'in İran'ın dini liderine yakın isimlerle görüşeceğini belirtti.
İki Pakistanlı kaynak, geçen hafta Trump'ın Munir ile telefon görüşmesi yaptığını, başka bir kaynağın ise bu temaslarda ana talebin İran'ı müzakere masasına döndürmek olduğunu söylediğini aktardı.
Beyaz Saray, görüşmenin gerçekleştiğini doğruladı ancak içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.
Bu gelişmeler, ABD ve İran güçleri arasında haftalardır karşılıklı hava saldırısı yaşanmayan bir dönemde yaşanıyor. Washington ile Tahran arasında altı aydır süren çatışmayı sona erdirmeye yönelik son doğrudan resmi görüşmeler ise Haziran ayında yapılmıştı.
