İçeriğe geç
8 Eylül 2026 Salı · Riyad
العربيةEnglishBültenİletişim
Suudi Arabistan

Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı'nda Suudi Arabistan'ın kültürel mirası ele alındı

Güvenlik ve Tarih Diyaloğu 2026 Konferansı'nda, Suudi Arabistan'ın köklü kültürel mirası ve arkeolojik buluntuların insanlık tarihindeki yeri tartışıldı.

AJEL Türkçe41 dk önce · 3 dk okuma
Suudi Arabistan'da arkeolojik kazı alanı ve tarihi eserler

Öne Çıkanlar

AI

Güvenlik ve Tarih Diyaloğu 2026 Konferansı'nda düzenlenen bilimsel oturumda, Suudi Arabistan'ın kültürel mirasının boyutları ele alındı. Oturumda, ülkenin derin tarihini belgeleyen arkeolojik alanlar ve kalıntıların, Suudi Arabistan'ın insanlık medeniyetleri içindeki yerini antik çağlardan bu yana ortaya koyduğu vurgulandı.

Oturumda, "Suudi Arabistan'ın Kültürel Mirasının Boyutları" başlıklı bilimsel sunumu Arkeoloji ve Eski Diller Profesörü Dr. Said bin Fayiz es-Said gerçekleştirdi. Dr. Said, ülkenin geçirdiği medeniyet evrelerine ışık tutan önemli arkeolojik keşifleri aktardı.

Dr. Said, arkeolojik kazıların, Suudi Arabistan topraklarında insan varlığının yaklaşık 1 milyon 300 bin yıl öncesine uzandığını gösterdiğini belirtti. Cevf ve Necran bölgelerindeki Şuvayhitiyye'de bulunan ve bazılarının yaşı 1 milyon yılı bulan taş aletler, erken dönem alet yapımı ve kullanımındaki gelişimi yansıtıyor.

Tebük bölgesindeki arkeolojik buluntuların, Arap Yarımadası'nda yaklaşık 120 bin yıl önce deve varlığını ortaya koyduğunu belirten Dr. Said, bu keşiflerin bölgenin eski yaşamı ve çevresi hakkında önemli ipuçları sunduğunu ifade etti.

Dr. Said, dünyada nadir rastlanan insan kalıntılarından biri olan ve yaklaşık 85 bin yıl öncesine tarihlenen "Nefud Parmağı"nın, kuzeydeki Nefud Çölü'ndeki eski bir göl kenarında bulunduğunu aktardı.

Ayrıca, Hail bölgesindeki Sahut arkeolojik alanının, yaklaşık 13 bin yıl önce taş endüstrisinin gelişimi ve kullanım çeşitliliği ile birlikte, Suudi Arabistan topraklarında erken bir sanat okulunun izlerini taşıdığını vurguladı.

Dr. Said, yaklaşık 11 bin yıl önce Arap Yarımadası'nda yağışların azalması ve sıcaklıkların artmasına bağlı olarak büyük bir iklim değişikliği yaşandığını, bunun da demografik ve coğrafi dönüşümlere yol açtığını belirtti. Bu süreçte, aralarında yaşı 11 bin yıl olan Misyun, 6 bin yıl öncesine tarihlenen Hayber'deki Nata ve Tebük'teki 5 bin yıllık Kariye'nin de bulunduğu birçok eski köy ve yerleşimin ortaya çıktığını, ayrıca Ula ve Yemame'de de benzer yerleşimlerin bulunduğunu söyledi.

Sunumda ayrıca, arkeolojik araştırmalarla ortaya çıkarılan Teyma, Ula, Hecer, Necran, Dumat el-Cendel, Fao ve Hicr gibi farklı bölgelerdeki şehir ve medeniyet merkezlerinin, Arap Yarımadası'nın kültürel yapısının ana unsurlarını oluşturduğu ve bölge halkının medeniyetin gelişimine katkı sunduğu vurgulandı.

Dr. Said, sanayinin bu toplumlarda öne çıkan medeniyet göstergelerinden biri olduğunu, 8 bin yıl önce kilin şekillendirilerek günlük eşyalara dönüştürüldüğünü, ardından çömlekçiliğin el işçiliğinden çark kullanımına evrildiğini ve bunun da üretim tekniklerinde önemli bir dönüşüm sağladığını belirtti.

Ayrıca, yaklaşık 4 bin yıl önce demir eritme tekniklerinin geliştirilmesinin, alet, silah, süs eşyası ve tıbbi malzeme üretiminde ilerlemelere yol açtığını kaydetti.

Dr. Said, Suudi Arabistan'ın kaya resimleri ve yazıtlar bakımından zenginliğine dikkat çekerek, bunların Arap Yarımadası'ndaki insan yaşamının görsel kaydını oluşturduğunu, sanatın boyut, oran ve perspektif gibi ileri düzeyde ifade biçimlerini içerdiğini, 10 bin yıl öncesine dayanan erken bir heykelcilik okulunun da Doğu'nun diğer bölgelerindeki sanat akımlarını etkilediğini söyledi.

Dr. Said, sunumunu Suudi Arabistan'ın arkeolojik mirasının tarihi, kültürel ve medeniyet açısından taşıdığı önemi vurgulayarak tamamladı. Ayrıca, devletin bu mirasa verdiği önemin, Suudi Arabistan 2030 Vizyonu'nda öncelikler arasında yer aldığını, kültürel, ekonomik ve bilgi boyutlarıyla ülkenin derin medeniyetini ve insanlık tarihine katkısını öne çıkardığını belirtti.

Yorumlar (0)