GCC Genel Sekreteri: Körfez ülkelerinin güvenliği bölünemez
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, üye ülkelerin güvenliğinin bölünemez olduğunu ve bölgesel güvenlik sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Öne Çıkanlar
AIKörfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, üye ülkelerin güvenliğinin bölünemez olduğunu belirterek, istikrarlı ve sürdürülebilir bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulmasının uluslararası hukuk ilkelerine bağlılık, devlet egemenliğine saygı, ortak savunmanın güçlendirilmesi, diplomatik çözümlerin önceliklendirilmesi, deniz yolları ve enerji arzının korunması ile kalkınma ve uluslararası ortaklıkların artırılmasını gerektirdiğini söyledi.
Konseyin resmi açıklamasına göre, el-Budeyvi bu değerlendirmeleri bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlenen 22. Bölgesel Güvenlik Zirvesi "Manama Diyaloğu 2026" kapsamında "Bölgesel Güvenliğin Temelleri" başlıklı üçüncü genel oturumda yaptı.
El-Budeyvi, 28 Şubat'tan bu yana bölgede yaşanan gelişmelerin, İran'ın Körfez ülkelerine ve sivil altyapılarına yönelik saldırılarının ardından, bölgesel güvenliği ciddi tehditlerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Söz konusu saldırıların, Körfez ülkelerinin savaşa katılmamasına ve gerilimi azaltmak için yürüttükleri diplomatik çabalara rağmen gerçekleştiğini vurgulayan el-Budeyvi, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinde yaşanan aksamaların küresel ekonomiye, enerji fiyatlarına, nakliye ve sigorta maliyetlerine ve tedarik zincirlerine olumsuz etkilerinin olduğunu belirtti.
El-Budeyvi, Temmuz ayından bu yana Suudi Arabistan'a yönelik ve Mekke ile Medine'ye kadar uzanan Husi milislerinin terör saldırılarını kınayarak, bu saldırıların İslam'ın kutsal mekanlarının dokunulmazlığını ihlal ettiğini ve bölge güvenliği ile istikrarı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Genel Sekreter, sürdürülebilir bir bölgesel güvenliğin beş temel ilkeye dayandığını belirtti. Bunların ilki, uluslararası hukuk ve devlet egemenliğine saygı, iyi komşuluk ilkelerine bağlılık, iç işlerine müdahale etmeme ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi. El-Budeyvi, Bahreyn'in Körfez ülkeleri ve Ürdün adına sunduğu ve 11 Mart 2026'da kabul edilen BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararının 136 ülke tarafından desteklendiğini, kararın uygulanmasının önem taşıdığını vurguladı.
İkinci temel ilkenin ortak savunma ve askeri entegrasyon olduğunu kaydeden el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin silahlı kuvvetlerinin saldırılara karşı hazır olduğunu söyledi. Ayrıca, Nisan ayında Cidde'de yapılan 19. istişari toplantıda liderlerin askeri entegrasyonun artırılması ve balistik füzelere karşı erken uyarı sisteminin hızla tamamlanması yönünde talimat verdiğini hatırlattı.
Üçüncü temel ilkenin ise diplomasi ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi olduğunu belirten el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin ABD, Avrupa, Çin, Hindistan ve Asya ülkeleriyle uluslararası ortaklıklarını ve İran dahil komşu ülkelerle iletişim kanallarını sürdürdüğünü ifade etti. Diplomatik çabaların başarısının karşılıklı irade ve tüm tarafların sorumlu yaklaşımına bağlı olduğunu vurguladı.
Dördüncü temel ilke olarak deniz ulaşımı ve enerji arzının güvenliğinin ortak bir uluslararası sorumluluk olduğunu belirten el-Budeyvi, Hürmüz ve Bab el-Mendeb boğazlarında deniz trafiğinin engellenmesinin küresel ekonomik çıkarlar için tehdit oluşturduğunu söyledi. Uluslararası topluma saldırıların durdurulması, sorumluların hesap vermesi ve deniz trafiğinin normale dönmesi çağrısında bulunan el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin petrol ve gaz boru hatları projeleriyle enerji arzının dayanıklılığını artırmaya, stratejik rezervler oluşturmayı değerlendirmeye ve elektrik, su ile demiryolu bağlantı projelerini hızlandırmaya çalıştığını aktardı.
Beşinci temel ilkenin ise kalkınma ve uluslararası ortaklıklar yoluyla istikrarın sağlanması olduğunu kaydeden el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin toplam ekonomik büyüklüğünün yaklaşık 2,4 trilyon dolar olduğunu ve bunun krizlerle başa çıkma ve bölgesel ile küresel istikrarı destekleme kapasitesini artırdığını söyledi.
Genel Sekreter, Körfez ülkelerinin Yemen'deki meşru hükümete ve krizin üzerinde uzlaşılan referanslara uygun kapsamlı siyasi çözüme desteğinin sürdüğünü, Irak, Suriye ve Lübnan'ın güvenlik, istikrar ve egemenliğinin desteklendiğini vurguladı. Ayrıca, bölgede kalıcı barışın ancak iki devletli çözüm temelinde adil ve kapsamlı bir Filistin çözümüyle mümkün olabileceğini, su ve gıda güvenliğinin artırılması ve iklimle ilgili zorluklarla mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
El-Budeyvi, bölgesel güvenliğin yalnızca güç dengelerine dayanamayacağını, tüm tarafların saygı göstereceği uluslararası kurallar ve bölge ülkelerinin katılımıyla oluşturulacak bir güvenlik sistemi gerektiğini vurgulayarak, Körfez İşbirliği Konseyi'nin 2024'te başlattığı bölgesel güvenlik vizyonu çerçevesinde bu sisteme katkı sunmaya hazır olduklarını yineledi.
X platformunda gönderiyi görüntüle
