İçeriğe geç
17 Ekim 2026 Cumartesi · Riyad
العربيةEnglishBültenİletişim
Suudi Arabistan

Dr. Neha Salih meme kanserinde erken teşhisin önemini ve doku yoğunluğunun zorluklarını anlattı

Dr. Neha Salih, meme kanserinde erken teşhisin tüm kadınlar için gerekli olduğunu, doku yoğunluğunun bazı tümörlerin mamografiyle tespitini zorlaştırabileceğini ve kendi kendine muayenenin tıbbi görüntülemenin yerini tutmadığını vurguladı.

AJEL Türkçe59 dk önce · 2 dk okuma
Dr. Neha Salih meme kanseri farkındalık etkinliğinde konuşuyor

Öne Çıkanlar

AI

İdrak Onkoloji Derneği üyesi ve cerrahi danışmanı Dr. Neha Salih, ailede meme kanseri öyküsünün olmamasının hastalığa yakalanma riskini ortadan kaldırmadığını ve önerilen taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Risk faktörleri varsa, durumun değerlendirilip uygun takip planının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Salih, bu açıklamaları Riyad’daki Kral Selman Sosyal Merkezi’nde, İdrak Onkoloji Derneği’nin “Bugünkü kararın yarın seni korur” sloganıyla düzenlediği meme kanseri farkındalık etkinliğinde yaptı.

Salih, erken teşhis amaçlı taramaların, belirti göstermeyen kadınlarda değişiklikleri henüz hissedilmeden saptamayı hedeflediğini, bu taramaların, memede kitle ya da değişiklik fark edildiğinde yapılan tanısal testlerden farklı olduğunu ifade etti. Yaşa ve risk durumuna göre düzenli taramaya başlamak için belirtilerin beklenmemesi gerektiğini vurguladı.

Mamografinin, yani memenin röntgenle görüntülenmesinin, erken teşhiste temel yöntem olduğunu belirten Salih, Suudi Arabistan’da ortalama riskli kadınlarda taramaların 40 yaşında başladığını, daha yüksek riskli kadınlarda ise daha erken yaşta ve ek testlerle izlem gerekebileceğini söyledi.

Meme dokusu yoğunluğu ve dengeli farkındalık

Salih, meme dokusunun yoğun olmasının bazı tümörlerin mamografiyle tespitini zorlaştırabileceğini, bu nedenle bazen ultrason veya manyetik rezonans gibi ek yöntemlere başvurulabileceğini belirtti. Görüntülerin meme radyolojisi uzmanlarınca değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Risk faktörleri arasında yaşın ilerlemesi, aile öyküsü, BRCA1 ve BRCA2 gibi genetik mutasyonlar ile kilo fazlalığı ve düşük fiziksel aktivite gibi değiştirilebilir etkenler olduğunu ifade etti. Hormon replasman tedavisi kullanımı konusunda da doktorla fayda ve risklerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Salih, memede veya koltuk altında kitle, ciltte ya da meme başında değişiklik, alışılmadık akıntı gibi durumlarda doktora başvurulmasını önerdi. Meme ağrısının çoğunlukla iyi huylu nedenlere bağlı olduğunu, ancak ağrı devam ederse veya yeni bir değişiklik eşlik ederse değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Meme kanserinin biyolojik özellikleri ve tedavi yöntemleri açısından farklı türleri bulunduğunu, tedavi planının tümör tipi, evresi ve hastanın durumuna göre belirlendiğini, bu nedenle her hastanın deneyiminin genellenemeyeceğini ifade etti.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2.400.000 kadına meme kanseri tanısı konulması bekleniyor. Suudi Arabistan Kanser İnsidansı Raporu’na göre ise 2021’de Suudi kadınlarda 3.472 yeni meme kanseri vakası kaydedildi ve bu, kadınlarda görülen kanserlerin %32,5’ini oluşturdu.

Yorumlar (0)