Filistin Ulusal Konseyi: Batı Şeria'daki ev yıkımları ilhak ve zorla göç ettirme projesinin parçası
Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fattuh, Batı Şeria'daki ev yıkımlarının, ilhak ve zorla göç ettirmeyi amaçlayan kapsamlı bir sömürge projesinin parçası olduğunu söyledi.
Öne Çıkanlar
AIFilistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fattuh, aşırı sağcı İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki Filistin köy ve kasabalarında ev ve tesislere yönelik saldırısının, ilhak ve zorla göç ettirmeyi hedefleyen kapsamlı bir sömürge projesinin parçası olduğunu belirtti. Fattuh, bu uygulamaların, yerleşimcilerin suçları ve İsrail ordusunun ihlalleriyle eş zamanlı yürütüldüğüne dikkat çekti.
Fattuh, yaptığı yazılı açıklamada, son üç günde Arabe, Anza, Deirat, Irfaiya, Sa'ir, Na'lin, Shuqba, Nahalin, Tekoa, Sur Baher, Silwan, Jit ve Asira el-Kibliye'nin batısındaki Bedevi topluluğunda gerçekleştirilen geniş çaplı yıkımların, onlarca Filistinli ailenin yerinden edilmesine, evlerin, tesislerin ve geçim kaynaklarının yok edilmesine yol açtığını vurguladı. Fattuh, bu durumun, işgalin, coğrafi ve demografik yapıyı değiştirmeye ve işgal altındaki Filistin topraklarında yeni sömürgeci gerçeklikler dayatmaya yönelik sistematik bir demografik temizlik politikası yürüttüğünü gösterdiğini ifade etti.
Filistin Ulusal Konseyi Başkanı, İsrail’in “ruhsatsız inşaat” gerekçesiyle yaptığı yıkımların hukuken geçersiz olduğunu, çünkü işgalci gücün, işgal altındaki halkı barınma ve inşa hakkından mahrum etmeye hiçbir meşru hakkı olmadığını, buna karşın yasa dışı yerleşimleri genişletmeye ve topraklara el koymaya devam ettiğini söyledi.
Fattuh, bu politikaların Cenevre Dördüncü Sözleşmesi, Lahey Tüzükleri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının açık ihlali olduğunu, ayrıca Uluslararası Adalet Divanı’nın işgal ve yerleşimlerin yasadışılığına ve sona erdirilmesi gereğine ilişkin danışma görüşünü de hatırlattı.
Fattuh, yaşananların artık münferit ihlaller olmaktan çıkıp, toplu cezalandırma, zorla yerinden etme ve etnik temizlik üzerine kurulu bir devlet politikası haline geldiğini, bunun Filistin halkının direncini kırmayı ve özellikle “C” bölgesi olarak sınıflandırılan alanları boşaltarak sömürgeci genişlemeye ve fiili ilhaka zemin hazırlamayı amaçladığını vurguladı.
Fattuh, İsrail’in, ayrımcı yasalar, uygulamalar ve politikalar yoluyla Filistin halkına karşı kimlik temelli sistematik bir apartheid rejimi uyguladığını; bunun topraklara el koyma, evleri yıkma, zorla göç ettirme, sömürgeci genişleme ve hareket, barınma ve kalkınma özgürlüğüne kısıtlamalar getirmeyi de kapsadığını belirtti.
Fattuh, bu politikaların uluslararası hukuka göre hesap sorulması gereken suçlar olduğunu, cezasızlık ortamının İsrail’i ağır ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiğini söyledi. Ayrıca, cezasızlığın devam etmesinin İsrail’in sömürgeci projesini ilerletmesine ve adil barışın, yani işgalin sona ermesi ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önündeki engelleri artırdığını vurguladı.
