Kızıldeniz için sürekli izleme ve koruma programları önerisi
Ulusal Deniz Bilimleri ve Balıkçılık Enstitüsü, Akdeniz ve Kızıldeniz’de mikroplastik kirliliği riskinin arttığına dikkat çekerek, Kızıldeniz’in korunması için sürekli izleme programları gerektiğini vurguladı.
Öne Çıkanlar
AIUlusal Deniz Bilimleri ve Balıkçılık Enstitüsü, Akdeniz ve Kızıldeniz’de mikroplastik kirliliği riskinin arttığı uyarısında bulundu. Enstitü, Akdeniz’in insan faaliyetlerinden en çok etkilenen denizlerden biri olduğunu, Kızıldeniz’in ise sahip olduğu mercan resifleri ve eşsiz biyolojik çeşitlilik nedeniyle sürekli izleme ve koruma programlarına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mikroplastik parçacıklarının deniz ortamı ve canlılar için tehdit oluşturduğuna, besin zinciri yoluyla insana geçebileceğine dikkat çekildi.
Enstitü, bugün yaptığı açıklamada, Mısır denizlerinin kıyılardaki nüfus yoğunluğu, turizm faaliyetleri, deniz taşımacılığı, kıyı sanayileri ve plastik ürünlerin artan kullanımı nedeniyle giderek artan zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu durumun, büyük miktarda atığın deniz ortamına ulaşmasına ve zamanla yok edilmesi zor mikro boyutlu parçalara dönüşmesine yol açtığı belirtildi.
Açıklamada, mikroplastiklerin 5 milimetreden küçük plastik parçacıklar olduğu, bunların büyük plastik atıkların (poşetler, şişeler, balıkçılık ekipmanları) güneş ışığı, dalgalar ve doğal etkenlerle parçalanması sonucu ya da endüstriyel amaçlarla küçük boyutlarda üretilmesiyle ortaya çıktığı kaydedildi. Ayrıca, çamaşır yıkama sırasında ortaya çıkan sentetik mikro liflerin de önemli bir kaynak olduğu vurgulandı.
Enstitü, günlük faaliyetlerden, kıyı bölgelerinden, turizmden, balıkçılık atıklarından ve yağmur sularının yüzey akışından kaynaklanan plastik atıkların denizlere taşındığını, zamanla küçük parçalara ayrılarak suda asılı kaldığını veya dipte biriktiğini belirtti. Bu parçacıkların deniz akıntılarıyla uzak mesafelere taşınabildiği, mikroplastiklerin sadece uzun süre deniz ortamında kalmakla kalmayıp, özellikle suda ve tortularda bulunan küçük parçacıklarla beslenen deniz canlıları tarafından yutulabildiği, bunun da beslenme ve sindirim bozukluklarına, büyüme ve üreme oranlarında azalmaya yol açabileceği ifade edildi. Ayrıca, bu parçacıkların yüzeylerinde kimyasal kirleticiler taşıyabileceği de aktarıldı.
Mikroplastiklerin besin zinciri yoluyla, en küçük deniz canlılarından başlayıp insanın tükettiği balıklara kadar ulaşabildiği, bu nedenle konunun insan sağlığı ve balık stoklarının sürdürülebilirliği açısından bilimsel araştırmalarda giderek daha fazla önem kazandığı belirtildi.
Raporda, Ulusal Deniz Bilimleri ve Balıkçılık Enstitüsü’nün, Mısır’ın deniz ekosistemlerinin durumunu değerlendirmek, değişimleri izlemek ve karar vericilere bilimsel destek sağlamak amacıyla araştırma ve bilimsel taramalar yürütmeye devam ettiği, bunun doğal kaynakların korunması ve deniz çevresinin sürdürülebilir yönetimine katkı sunduğu kaydedildi.
